9 Mart 2017

Kentsel dönüşüm ve astbest tehlikesi paneli sonuç bildirgesi

Türk Toraks Derneği Çevresel ve Mesleki Akciğer Hastalıkları Çalışma Grubu ile Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı’nın ortaklaşa düzenlediği, “Kentsel Dönüşüm ve Asbest Tehlikesi” konulu panel, 7 Mart 2017 Salı günü, Hacettepe Üniversitesi Sıhhiye Yerleşkesi R salonunda, 9.30-12.30 saatleri arasında iki oturum şeklinde yapılmıştır. Panelin sonuç bildirgesi şu şekilde özetlenmiştir:

*Asbest, lifsi yapıda inorganik bir toz olup, solunum yoluyla alındığında akciğer zarları arasında su toplanması, akciğer zarının kalınlaşması, plaklar, akciğerlerin elastik özelliğini kaybetmesine yolaçan asbestozis, akciğer kanseri ve akciğer zarı kanseri yani malin mezotelyoma gibi hastalıklara yol açabilir.

*Amfibol yapıdaki asbest serpentin yapıdaki asbestten daha tehlikeli olup, en/boy oranı 3’ten daha fazla olan, demir açısından zengin olan asbest lifleri diğerlerine göre daha tehlikelidir.

* Asbeste bağlı akciğer hastalıkları genelde 20-40 yıl içerisinde ortaya çıkmakla birlikte, akciğer zarında su toplanması gibi nispeten iyi huylu kabul edilen durumlar bir yıl gibi erken ortaya çıkabileceği gibi, etkisinin ortaya çıkması 70 yılı alabilir.

* Ülkemizde asbest kullanımı yasaklanmış olsa da son yıllarda 400 bin ton asbest ithal edilmiş ve endüstride kullanılmış/kullanılmaya devam ediyor olabilir. Bu da asbestin hala büyük bir tehlike olduğunu göstermektedir.

* Günümüzde en büyük tehlike, kentsel dönüşüm nedeniyle asbest içermesi muhtemel binaların yıkımı, sökümü, tadilatı gibi işlemlerdir. Gemi sökümleri de asbest maruziyeti açısından önemli bir risk kaynağıdır.

* Eski binaların yıkılması bazen gerekli olmaktadır. Bu durumda da uluslararası mevzuat ve asbest yönetmeliği çerçevesinde alınması gereken önlemlere riayet edilerek yıkım ve söküm işlemlerinin yapılması gerekmektedir.

* Son dönemde gündeme gelen havagazı fabrikası yıkımında da olduğu gibi önce binadaki asbest içeriği tam olarak belirlenmeli, bina uygun şekilde karantinaya alınmalı, uzman kişiler  denetiminde ve yine uzman çalışanlar aracılığıyla asbestli materyal temizlenmeli, atıklar kapalı ambalajlarda özel hafriyat alanlarına gönderilmelidir. Yine ıslatma işlemi önemli bir koruyucu önlem olup, aşırıya kaçılmadan gerektiği kadar yapılmalıdır.

* Yıkım alanında ve çevresinde risk varlığından bahsetmek için havada asbest lif yoğunluğu ölçülmelidir. Yasal üst sınır milimetreküpte 0.1 lif şeklinde olup bu değerin üstündeki lif varlığı ciddi risk taşıdığı anlamına gelmektedir. Ankara’daki havagazı fabrikasında yıkım durdurulduğu, ıslatma yapıldığı ve havanın yağmurlu olması nedeniyle şu an için aktif bir risk olmayabilir ancak yıkımın öncelikle çalışanların sağlığı dikkate alınarak, çevrede yaşayan insanlara da zarar vermeyecek şekilde usulüne uygun yapılması gerekmektedir.

Son olarak; Asbestin özel hafriyat alanlarına dökülmesi gerektiği, Ankara’daki hurdacılara bu tür yıkım malzemelerinin gönderildiğine dair bilgiler olduğu ve bu sektörde çalışanların da risk altında olabileceği vurgulandı. Ülkemizde çevresel asbest maruziyetinin özellikle kırsal alanda var olduğu, kentlerde ise asbestin temel kaynağının eski binalar olduğu. Bu binaların yıkımında özenli davranılması gerektiği belirtildi.

Türk Toraks Derneği

TEMİZ HAVA SOLUMAK HAKTIR

TWITTER

© 2017 Türk Toraks Derneği. Tüm Hakları Saklıdır