10 Ağustos 2017

Uyku, biraz uyku...

Bilinç, dış uyaranların farkında olma, algılama ve dış uyaranlara uygun yanıtlar verebilme yetisidir. Yüzyıllar boyunca yalnızca felsefik olarak yaklaşılan bu “farkındalık” kavramının beynin işlevlerine bağlı olduğu artık bilinmektedir. Beyin korteksinin belirli bir bölgesinin hasar görmesi (örneğin, işitme korteksi) çevremizde olan bitenlerin bir kısmının beyinde işlem görememesine ve bu dış uyaranın (seslerin) bilincine varamamamıza yol açar. Bu durum “kısmi” bilinç kaybıdır. Ancak bilinç kaybı denildiği zaman çoğunlukla aklımıza gelen “genel” bilinç kaybıdır ki bu durumda beyin korteksinin tamamı yanıt verebilme yetisini kaybeder, birden fazla uyarana karşı yanıtsız kalırız.

Uyku, bilincin dış uyaranların bir kısmını veya tamamını algılamadığı, tepki gücünün zayıfladığı ve vücudumuzdaki pek çok organın etkinliğinin büyük ölçüde azaldığı dinlenme durumudur. Uyku sırasında pek çok organ sistemi yavaşlar. Beynin ise tam bir durgunluk ya da dinlenme durumuna geçmediği ancak uykuda da çalıştığı yani yalnızca etkinlik türünü değiştirdiği düşünülmektedir. Çünkü uyku sırasında da elektriksel olaylar sürmekte, beyinden çeşitli EEG dalgaları kaydedilebilmektedir. 

Hayatımızın yaklaşık üçte birini uykuda geçiririz. Uzun süreli uykusuzluk çeşitli zihinsel ve fiziksel sorunları beraberinde getirir; hatta bazı hayvanlarda ölümle sonuçlanır. Neden uyumak ihtiyacı duyuyoruz? Neden her gece uyuyoruz? Neden hayatımızın oldukça önemli bir bölümünü uykuda geçiriyoruz? Uyumamızı sağlayan nedir? Neden rüya görürüz? Rüyaların bir anlamı var mıdır?

Bu sorular bilim insanlarının yüzyıllardır üzerinde kafa yorduğu, ancak bugün bile tam olarak yanıtlayamadığı sorulardır. Çünkü sinir sistemi belki de organ sistemlerimiz arasında üzerinde çalışılması en zor olanıdır. Periferik sinirler üzerinde deneysel çalışma yapmak nispeten kolaydır. Deney hayvanlarından insandakine benzer sinir lifleri elde edilip incelenebilir. Buradaki bilgiler oldukça temel düzeyde olup, türler arasında önemli benzeşmeler bulunur.

Ancak periferden merkeze gidildikçe deneysel çalışmalar zorlaşır. Omurilikteki sinir hücreleri arasında var olan sayısız bağlantı, sinirler üzerinden elektrik aktiviteler ile taşınan bilgilerin gittiği yön ya da yönlerin izlenmesini zorlaştırmaya başlar. Merkezi sinir sisteminde omurilikten üst bölgelere doğru çıkıldıkça bağlantılar iyice karmaşıklaşır. En üst düzey olarak kabul edilebilecek beyin hakkında bilgi edinmek ise belki de en zorudur. Çünkü beynin kendi bölgeleri arasında ve beyin ile sinir sisteminin diğer bölgeleri arasında sayısız bağlantı vardır. Bu bağlantıların yapısal olarak belirlenmesinden daha zoru görevlerinin anlaşılmasıdır.

TEMİZ HAVA SOLUMAK HAKTIR

TWITTER

© 2017 Türk Toraks Derneği. Tüm Hakları Saklıdır