Çocuklarda Üst Solunum Yolu Enfeksiyonları

Üst solunum yolu enfeksiyonları burun, boğaz (farinks, bademcikler), kulaklar ve solunum borusunun başlangıç kısmı olan larinksin enfeksiyonlarıdır. En sık “soğuk algınlığı” olarak karşımıza çıkar. Soğuk algınlığında, burun akıntısı ve burun tıkanıklığı belirtileri ön plandadır. Bu hastalığa virüsler neden olur.
Soğuk algınlığı yıl boyunca gelişebilir. Ancak etken olan virüslerin daha sık görüldüğü sonbahar başından ilkbahar sonuna kadar olan dönemde daha sık gelişir. Küçük çocuklar yılda ortalama 6-7 kez soğuk algınlığı geçirirler. Çocukların %10-15’i ise yılda en az 12 üst solunum yolu enfeksiyonu yaşar. Hastalığın görülmesi yaşla azalır. Yaşamın ilk yılında ev dışı gündüz bakım evlerinde kalan çocuklarda sadece evde bakılan çocuklara kıyasla soğuk algınlığı %50 fazladır. Soğuk algınlığına neden olan virüsler genellikle solunum yoluyla ve bazen de direkt temasla bulaştıklarından çocukların okula gitmesi virüslerle karşılaşmayı arttırır. Hastalık soğuk havalarda daha fazla görülür; çünkü insanlar hava soğuk olduğu için iç ortamlarda birbirlerine yakın temasta kalırlar ki bu da enfeksiyonların bulaşmasını kolaylaştırır. Ayrıca düşük nem oranı, burun mukozasını kurutur; bu durum da çocukları soğuk algınlığına yol açan virüslere karşı daha hassas hale getirir.
Soğuk algınlığı belirtileri virüs ile karşılaştıktan 1-3 gün sonra başlar. İlk fark edilen belirti genellikle boğaz ağrısıdır. Bunu kısa süre sonra burun akıntısı, tıkanıklığı ve hapşırık izler. Soğuk algınlığının % 30’una öksürük eşlik eder ve genellikle geniz akıntısı ile ilişkilidir. Bebeklerde, huzursuzluk, hafif ateş, burun tıkanıklığı, uyku sorunları, bazen kusma, ishal olabilir. Bazı virüslerle enfeksiyonlarda ateş de görülebilir. Hastalık seyri sırasında sekresyonların rengi ya da kıvamında değişiklik olabilir; bu durum her zaman sinüzit ya da bakteriyel bir enfeksiyonla ilişkili değildir. Soğuk algınlığı genellikle 1 hafta sürer; ancak hastaların %10’unda 2 haftaya uzayabilir.
Soğuk algınlığı tanısı klinik belirtilerin varlığı ve muayene bulguları ile konur. Hastayı muayene eden hekimin görevi alerjik nezle, yabancı cisim, tonsillit, sinüzit, boğmaca gibi daha şiddetli ya da tedavi edilebilir diğer hastalıkları dışlamaktır. Soğuk algınlığı tanısı için rutin laboratuvar çalışmalarına gerek yoktur.

Viral üst solunum yolu enfeksiyonlarının kesin bir tedavisi yoktur. Özellikle büyük çocuklarda kullanılan bazı tedaviler burun akıntısı, tıkanıklığı gibi bazı şikayetleri azaltabilir fakat çocukların daha kısa sürede iyileşmesini sağlamaz. Ne yazık ki hem ülkemizde hem de dünyada reçetesiz satılan soğuk algınlığı ilaçları çok fazla ve gereksiz yere kullanılmaktadır. Bu ilaçların yan etkileri ya da yanlışlıkla yüksek dozda alınmaları acile önemli bir başvuru nedenidir. Sadece ABD de 2000-2010 yılları arasında bu ilaçlar ile ilgili olarak zehirlenme merkezlerine 750 000 çağrı gelmiştir. Amerika Birleşik Devletler’nde 2007 yılından itibaren soğuk algınlığı ilaçlarının etiketleri üzerinde değişik yapılmış ve bu ilaçlarının 4 yaşın altında kullanılmaması gerektiği belirtilmiştir. Ülkemizde de dekonjestan (burun akıntısı tıkanıklığını ortadan kaldırmaya yönelik) ilaçlar artık reçetesiz satılmamaktadır. Yapılan çalışmalar C vitamini kullanımının üst solunum yolu enfeksiyonları sıklığını ve semptomlarını azaltmadığını göstermiştir. Hatta bu vitaminlerin uzun süre ve yüksek doz kullanımının ishal gibi bazı istenmeyen yan etkileri olabilir.

Antibiyotik tedavisinin soğuk algınlığı tedavisinde yeri yoktur. Antibiyotikler bakterileri öldürür ama üst solunum yolu enfeksiyonlarına yol açan virusleri öldürmez. Viral enfeksiyonlarda gereksiz antibiyotik kullanılması bakterilerde direnç gelişimine yol açar; bu durumda bu ilaçlara gerçekten ihtiyacımız olduğunda işe yaramazlar. Bu nedenle antibiyotikler sadece doktor önerisi ile kullanılmalıdır.
Hem dünyada hem de ülkemizde çocukların bağışıklık istemini güçlendirdiği ileri sürülen bitkisel bazı ekstreler yaygın olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte bu tedavilerin çocuklarda enfeksiyon sıklığını azalttığını gösteren çalışmalar bu tedavilerin uluslarası rehberlerde yaygın kullanımını önerecek düzeyde değildir. Bu tedavilerin özellikle uzun dönem etkinliğine ilişkin çok az sayıda bilimsel çalışma vardır. Bu nedenle bu tür ilaçların kullanılması önerilmemektedir.

Soğuk algınlığının tedavisi asıl olarak destekleyici tedaviden oluşur:    

  • Çocukların sıvı alımının arttırılmalıdır.
  • Sigaraya maruziyetinin önlenmesi önemlidir. Sigaraya maruz kalan çocuklar hem daha sık hastalanırlar, hem de şikayetleri daha ağır ve uzun süreli olur.
  • Serum fizyolojik ile burnun temizlenmesi ve aspire edilmesi önemlidir.
  • Soğuk algınlığında genellikle ateş görülmez; ancak nadir görülse de 38 derecenin üzerinde olduğunda ateş düşürücü ile düşürülmelidir. Soğuk algınlığında aspirin kesinlikle kullanılmamalıdır; viral enfeksiyonlar ile birlikte aspirin kullanılması REYE sendromu denilen karaciğer yetersizliğine kadar gidebilen ve hayatı tehdit eden komplikasyonlara yol açabilir.
  • Burun akıntısı ve tıkanıklığını azaltmaya yönelik tedavilerin etkinliği çok sınırlıdır ancak şikayetlerin belirgin olduğu durumlarda, hekime danışılarak 4- 6 yaşın üzerindeki çocuklarda verilebilir.
Soğuk algınlığından korumak için bir aşı ya da koruyucu tedavi yoktur. Gripten korumak için yapılan İnfluenza aşısı, bu virüsün neden olduğu soğuk algınlığını önlemeye faydalı olabilir; ancak influenza virüsü soğuk algınlığının sadece küçük bir bölümünden sorumludur. Soğuk algınlığına neden olan virüslerin bulaşmasını önlemek için hasta kişilerden uzak durulmalıdır. Hastane ortamında solunum yolu ile bulaşan virüslerden korunmak için maske takılabilir. Hastalık direkt temas ile de bulaştığından çocukların elleri ile ağızlarına, gözlerine dokunmaları enfeksiyon alımını arttırabilir. Sık el yıkama çok önemlidir. Çocuklara bu alışkanlığın öğretilmesi gereklidir. Üst solunum yolu enfeksiyonu varlığında çocuklar kağıt mendil kullanmalı ve mendil hemen çöpe atılmalıdır. Özellikle birçok çocuğun bir arada bulunduğu ortamlarda oyun alanlarının, oyuncakların, sınıftaki araçların uygun şekilde temizlenmesi önemlidir.
Soğuk algınlığı bulguları genellikle 1 hafta içinde kendiliğinden düzelir. Soğuk algınlığının komplikasyonları otit (kulak iltihabı), sinüzit, pnömoni (zatürre) ve astım alevlenmesidir. Hastada ateşin uzun sürmesi, özellikle 38 dereceden fazla ateşin 3 günden uzun sürmesi, kulak ağrısı, akıntısı olması, öksürüğün artması, yoğun, balgamlı öksürük olması, hızlı ve zor nefes alma, hırıltılı solunum gibi solunum sıkıntısı bulgularının gelişmesi durumunda mutlaka doktora başvurulmalıdır.

  GÜNCEL HABERLER

21.07.2015 Çocuğum ateşlendi, ne yapacağım?
21.06.2015 Nedir bu nezle?

Tüm Duyurular

TEMİZ HAVA SOLUMAK HAKTIR

TWITTER

© 2017 Türk Toraks Derneği. Tüm Hakları Saklıdır