Mesleğiniz hastalığınız olmasın

toraks.org.tr /

 Sosyal yaşamımızın büyük bir kısmını geçirdiğimiz iş yerlerlerimiz sağlığımız için de önemli belirleyicilerdir. Çalışma yaşamında bulunduğumuz, mesleğimizi sürdürdüğümüz ortamlar aynı zamanda akciğerlerimiz başta olmak üzere vücudumuz için önemli bir maruziyet kaynağıdır. Solunum sistemi dışa açık olan en büyük sistem olduğundan çalışma ortamındaki her türlü kimyasal, biyolojik ve fiziksel zararlı etmenlerle de karşı karşıyadır. Bu zararlı etmenlerin vücudumuza girmeleri, hasar oluşturabilmeleri bir takım faktörlere bağlıdır. Bunları kabaca 2 gruba ayırmak mümkündür: dışsal etmenlerin özellikleri ve vücudumuzun durumu.

Dış etmenlerin özelliklerinin başında büyüklükleri, ortamdaki yoğunlukları, fiziksel-kimyasal-biyolojik durumları gelmektedir. Örneğin büyüklükleri 10 mikronun üzerinde olan zararlıların çok büyük bir kısmı burun kıllarınca tutulurlar, solunum yollarının gerisine gitmesi engellenir.  Büyüklüğü 5-10 mikron arasında olanların büyük bir kısmı üst solunum yollarının savunma mekanizması ile tekrar dışarı atılırlar. Ancak maalesef büyüklüğü 5 mikrondan küçük olanların büyük bir kısmı akciğerler içindeki küçük bronşçuklar ve alveollere kadar ulaşırlar. Akciğerlerimiz bu zararlı etmenler için ya direk hedef organ olabilir ya da başka sistem ve organların etkilenmesine yol açan aracı organlar olabilir. Bunun da en önemli belirleyicisi ortamda maruz kaldığımız etmenlerin yoğunlukları ile fiziksel, kimyasal ve biyolojik diğer özellikleridir. Örneğin ortamda maruz kalınan etmenlerin yoğunlukları oldukça fazla ise etkileri de dakikalar, saatler, günler veya en geç aylar içinde hemen ortaya çıkar. Dakikalar, saatler içindeki etkiler çoğunlukla iş kazası olarak adlandırılır: yangınlar, gaz kaçakları bunların başlıcalarıdır. Ancak örneğin bir kaynakçının bir kazanın içinde uzun süreli kaynak yapması durumunda da dakikalar, saatler içinde ciddi solunum ve sistemik reaksiyonlar ortaya çıkar.  Maruz kalınan maddelere düşük ve orta derecedeki maruziyetlerin etkileri ise yıllar sonra hatta bazen kişi yapmakta olduğu işten ayrıldıktan, emekli olduktan çok sonraları da ortaya çıkabilir. Örneğin bir tersane işçisinin maruz kaldığı asbeste bağlı akciğer ya da zarının kanseri ortalama olarak ilk maruziyetten 20-40 yıl sonra görülebilir. Çalışma ortamlarında maruz kalınan maddelerin tipini, yoğunluğunu en iyi kişinin kendisi bilir. 

Bu nedenle herkes doktoruna gittiğinde doktoru “ne iş yapıyorsunuz?” sorusunu sormasa bile mutlaka en az birkaç dakika çalışma ortamında kendisinin fiilen yaptığı ve çalışma ortamında karşılaştığı zararlılar konusunda doktoruna ayrıntılı bilgiler vermelidir. Çünkü kişide gelecekte ortaya çıkacak ciddi sağlık sorunlarının ana nedeni bu zararlılar olabileceği gibi tanı koyulabilmesinin belki de tek yolu bu bilgilerin doktoru tarafından kayıt altına alınması olabilir.

Türk Toraks Derneği Çevresel ve Mesleki Akciğer Hastalıkları ÇG