Dünya Tüberküloz Günü

(24 Mart 2013)

24 MART 2013

DÜNYA TÜBERKÜLOZ GÜNÜ BASIN BİLDİRİSİ

 

Dünya Tüberküloz Günü, Robert Koch’un 1882 yılında verem basilini ilk kez bulduğu ve ilan ettiği tarihtir. Tüberküloz ya da verem basilinin bulunması, verem hastalığına karşı mücadelenin ilk önemli basamağını oluşturmuştur. Daha sonra BCG aşısının uygulanmaya başlanması ve ardından tüberküloz tedavisinde etkili olan ilaçların bulunması bu hastalıkla mücadelede önemli aşamalardır. 1950 ve 60’lı yıllarda geliştirilen tüberküloz ilaçları ve tedavi rejimleri ile verem hastalarının kısa sürede iyileştirilmesi mümkün olmuştur. Yeni ilaçlar ve yeni tedavi rejimleri ile hastalık yüzde yüze yakın iyileştirilirken, hastalığın tekrarlama (nüks etme) olasılığı da çok düşmüştür. Günümüzde ilaca dirençli tüberküloz yeniden bir çok sorunu birlikte getirmiştir. Özellikle çok ilaca dirençli tüberküloz ve yaygın ilaca dirençli tüberküloz yeniden iyileşmesi zor hastaları ortaya çıkarmıştır.

Dünyada en çok ihmal edilen hastalık tüberkülozdur. Çok ucuza çok büyük oranda tedavi edilebilen bir hastalık hala yılda 1,4 milyon insanı öldürmektedir. Günde yaklaşık 3.800 insanın ölümüne neden olmaktadır. AIDS’ten sonra en çok öldüren bulaşıcı hastalıktır. Her yıl 8,7 milyon yeni hasta ortaya çıkmaktadır. Bu hastaların üçte biri kayıtlara bile geçmemekte ve tedavisiz kalmaktadır. Asya ve Afrika’daki sağlık altyapıları ve sağlık personelinin yetersizliği bu bakımdan bu çağda çok üzücüdür.

Ülkemizde sağlıkta dönüşüm döneminde tüberküloz ile mücadele sürdürülmüştür. Bu konuda verem savaşı dispanserlerinin var olması ve sürdürülmesi büyük önem taşımaktadır. Dispanser personeli, verem savaşı ile ilgili konulara hakimdir; bulundukları bölgelerin hastalarını özenle tedavi edip izlemektedirler. Buna ek olarak hastalarla aynı havayı paylaşan aile bireylerinde ve diğer kişilerde temaslı muayenesi yapmaktadırlar. Hastalanma riski taşıyan kişilere ayrıca koruyucu tedavi vermektedirler.  

Sağlık Bakanlığı verem hastalığının ülkemizdeki durumunu verem savaşı dispanserlerinin verileri ile sunmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü, 2012 Küresel Tüberküloz Raporu’nda yaptığı tahmine göre Türkiye’de var olan hastaların %85’i kayıtlarda yer almakta, %15’i kayıtsızdır. 2006 yılında toplam 20.526 verem hastası var iken, 2011 yılında toplam 15.679 verem hastası verem savaşı dispanserlerine kayıtlıdır. Kayıtlı hasta sayısında yılda yaklaşık yüzde 5 azalma görülmektedir.

Bugün hala verem savaşı ile ilgili kaygılarımız vardır. Verem Savaşı Dispanserleri’nde başta hekim ve hemşire olmak üzere eğitimli sağlık personeline ihtiyaç vardır. Bu personelin sürekliliği önemlidir. Çünkü dispanserlerin, hastaları, temaslıları ve koruyucu tedavi yapılanları düzenli takip etmesi gerekir. Bazı dispanserlerin hekimsiz kaldığı bilinmektedir. Bazı dispanserlerin hekim ve hemşire sayısı yetersizdir. Bir çok dispanserde hekim ve hemşirelerin çalışmalarında sürekliliğe zarar veren değişik görevlendirmeler söz konusudur. Bölgesinde takip edilen verem hastası sayısına göre her dispanserin sağlık personeli ihtiyacı belirlenirse ve bu personel eğitimli ve sürekli olursa çalışmaların daha verimli yürütüleceği aşikardır. Personelin eksikliği ve sürekli olmayışı ülkemizdeki verem savaşı için tehdit olarak algılanmalıdır.

Yenilikler: Tüberküloz tanısında daha hızlı yöntemler geliştirilmektedir. Hem basili tanıyan hem de ilaç direncini gösteren yeni bir test Dünya Sağlık Örgütü tarafından bütün dünyaya önerilmiştir. Ülkemizde de bu test kullanılmasına başlanmıştır. En son tüberküloz ilacının bulunmasından kırk yıl sonra Bedaquline adlı yeni bir tüberküloz ilacı piyasaya çıkmıştır. Bu, tedavisi güç olan dirençli hastalarda yeni bir ümit ışığı olacaktır. Henüz onay almamış birkaç ilaç daha geliştirilmektedir. Yeni aşı çalışmaları sürdürülmektedir.

Bilmemiz gerekenler: Verem hastalığı tümüyle tedavi edilen bir hastalıktır. Tanısı kolaydır. Öksürüğü uzun süren kişiler başta olmak üzere iştahsızlık, kilo kaybı, gece terlemesi, halsizlik, kan tükürme yakınmaları olan kişiler mutlaka verem hastalığı açısından bir göğüs hastalıkları uzmanı ya da bir verem savaşı dispanserine başvurmalıdır. Balgamda mikrobun gösterilmesi tanıyı kesinleştirir. Tüberküloz, daha çok akciğerlerde görülmesine karşın her organda ve dokuda hastalık oluşturabilir. Tedavinin uzun sürmesi önemli bir sorundur. Bu sürede hastaların ilaçlarını düzenli içmesi için özel çaba gösterilmektedir. Verem hastalarının bulaştırıcılığı tedavi başlanınca hızla kaybolur. Bu nedenle, hastalığı tanımak, bir an önce şüphelenip doktora başvurmak gereklidir.

Bulaştırıcı verem hastalarının öksürmesi, aksırması ile sağlıklı kişilere hava yolu ile bulaştığından herkes hastalık için tehdit altındadır. Başarıyla tedavi olan bir verem hastasının toplumda hastalık geçirmemiş diğer kişilerden hiçbir farkı yoktur. Verem artık utanılacak bir hastalık olmaktan çıkmalı ve verem hastasının damgalanma gibi endişe taşımamasının sağlanması gerekmektedir. Günümüzde gerek tanıda gerekse tedavide geçmişten daha iyi bir durumdayız. Geleceğin de daha iyi olmasını diliyoruz.

 

TÜRK TORAKS DERNEĞİ

TÜBERKÜLOZ ÇALIŞMA GRUBU