Türk Toraks Derneği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Basın Bildirisi

Basın Bildirisi
22 Nisan 08:40

Türk Toraks Derneği’nden Herkese Merhaba,

Pandemi tüm hızıyla sürerken, aşılama temininde yaşanan zorluklar, bizlere yerli aşı üretiminin ne kadar önemli olduğunu göstermiştir. Almanya’daki Robert Koch Enstitüsü gibi bizim de Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitümüz vardı. 27 Mayıs 1928 tarihinde, savaştan yeni çıkan Türkiye Cumhuriyeti’nde sağlığın korunması amacıyla temel laboratuvar hizmetlerini yürütmek için kurulmuştu. Enstitü 1930’lu yıllardan itibaren aşı üretme konusunda çok başarılı çalışmalar yapmış ve yıllarca ülkemiz aşı ihtiyacını dış sermayeye bağlı kalmadan sağlamıştır. Kuruluşundan itibaren toplumu kıran bulaşıcı hastalıklarla çok başarılı bir mücadele yürütmüştür. BCG, kuduz, çiçek, tifüs, boğmaca, influenza virüsü aşıları üretmiştir.

Cumhuriyetin sağlık politikası şöyleydi:

  1. Herkes bedava aşılanacaktı.
  2. En sık görülen hastalıklar olan verem, sıtma, trahom ve lepra/zührevi hastalıklar için ücretsiz çalışacak ayrı mücadele örgütleri olacaktı.
  3. Aşı ve gereken laboratuvar üretim ve lojistik Ankara Hıfzıssıhha Enstitüsü olacaktı..
  4. Ülkede hükümet tabiplikleri aracılığıyla hizmet ve Numune Hastaneleri ile ileri hizmet verilecekti.
  5. Sanatoryumlar, prevantoryumlar, sosyal projeler (bataklıkların kurutulması, parazit savaşı vs) hepsi bir paket program olarak yürütülecekti. Aynen aslında bugünkü covid için olması gereken gibi. 

Cumhuriyetimiz kurulduğu yıllardan beri her yıl tüm çocuklarına her dönem için gerekli olan tüm aşıları ücretsiz olarak yapan nadir devletlerden biriydi. Hepimiz doğduğumuzdan beri aşı olarak bugünlere geldik. Ülkemizin kurucularını ve bu güzide sağlık hizmetini planlayan büyüklerimizi rahmet ve minnet ile anıyoruz. 

Ne yazık ki sağlıkta dönüşüm programı ile birlikte Hıfzıssıhha Enstitüsü 2011 yılında tümüyle ortadan kaldırılmıştır. Bunun sonucu olarak toplumsal aşı politikamız ve aşı üretimimiz büyük ölçüde ortadan kalkmış, tamamen dışa bağımlı bir duruma dönüşmüştür. Oysa ki  koruyucu sağlık hizmeti ve her şeye rağmen sağlıklı bir gelecek için önceliğimiz aşı olmalıdır. Bunun için de somut bir aşı politikamızın olması ve kendi aşımızı üretmemiz artık bir zorunluluktur. Tüm bu gerekçelerle ülkemizin yıllarca aşı ihtiyacını karşılamış olan Refik Saydam Hıfzıssıhha Kurumu gerekli donanım sağlanarak tekrar açılmalıdır. Anlıyoruz ki büyük ülke, aşısını yapan ülkeymiş.

Bizler Göğüs Hastalıkları uzmanlarıyız. Kurulmuş olan sanatoryumlar, yani verem hastaneleri, bu ülkeye büyük katkıları olmuş kurumlardır. 1950’lere dek dünyada da ülkemizde de en önemli ölüm nedeniydi verem. Dünya savaşını ve zor ekonomik koşulları düşündüğümüzde o yıllarda Heybeliada Sanatoryumu çok önemli işlev görmüş özel bir yerdir. Bu sanatoryum ülkemizin tarihinde önemli bir yere sahiptir, 1924 yılında cumhuriyetimizin ilk açılan hastanesidir. Bu binalar teknik anlamda, inşaat tekniği, oda ve tavan yükseklikleri bakımından hastalıklarla mücadele anlamında örnek binalardır, hem de mevcut hastanelerle karşılaştırıldığında da çok daha insani binalardır. Ormana doğru giden hava akımı, hastalık bulaşma riskinin oldukça düşük olması, pencereler ve binanın yapılış şekli, enfeksiyon kontrolü sağlayan yapısı itibariyle örnek kuruluştur. Çok önemli bilim insanlarının yetişmesine hizmet etmiş bir kurum olmuştur, Heybeliada Sanatoryumu’nun Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsisi konusunun duyulmasının ardından derneğimiz tarafından başlatılan kampanyamıza, halkımız ve birçok sivil toplum kuruluşu ile basınımızın da ilgisi sonucunda,  önce Diyanet İşleri Başkanlığı sonra da Sayın Sağlık Bakanı Fahrettin Koca tarafından konunun iptal edileceği yönünde açıklamalar gelmişti. Ancak bu açıklamaların ardından henüz bir gelişme olmaması üzerine Türk Toraks Derneği, İstanbul Tabip Odası, İstanbul Barosu, TMMOB Şehir Plancıları ve Mimarlar Odaları ile birlikte Diyanet İşleri Başkanlığına yapılan bu tahsis kararının durdurulması ve takiben de iptali için dava açılmıştır. Baştan beri devam eden bu süreçte imzalarınızla verdiğiniz destek ile çok mesafe alınmıştır.  Bugün itibariyle imza sayısı 74.000’e yaklaşmış olup bu sayı ülkemiz için çok önemli düzeyde bir desteğin göstergesidir. Heybeliada Sanatoryumu’nun Adalar ve İstanbul’da yaşayanlar için bir sağlık merkezi ve bir müze (Tüberküloz ve Tıp) olması idealimiz sürmektedir.

Bu kurumlar bizim tarihimizdir, geleceğimizdir, kültürel mirasımızdır. Kurumsal kültürü ve fonksiyonu ile birlikte korunmaları  gerekmektedir. Türk Toraks Derneği olarak bu süreçlerin takipçisi olacağız.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun. Cumhuriyet değerlerimizi koruyalım.

Türk Toraks Derneği