Tarım Alanlarını Kömürleştirmek Doğru Mu? Termik Santrallere Neden Karşıyız?
Tarım sektörü, ülke nüfusunun beslenmesini sağlaması, milli gelire ve istihdama katkı sağlaması, sanayi sektörünün hammadde ihtiyacını karşılaması, sanayiye sermaye aktarması, ihracata doğrudan ve dolaylı katkıda bulunması gibi nedenlerden dolayı ekonomimizde vazgeçilmez bir sektördür. Gelişmiş ülkeler tarım sektörlerini gelişmekte olan ülkelere karşı her zaman daha fazla oranda korumuştur. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de tarımsal üretim büyük ölçüde doğa koşullarına bağlı, risk ve belirsizliği oldukça yüksek bir ekonomik faaliyettir. Bu özelliğinden dolayı tüm ülkeler tarıma özel ilgi göstererek tarım politikalarını belirlemişlerdir. Özellikle gelişmiş ülkeler gıda güvencelerini garanti altına almak için tarım sektörünü öncelikli sektörler arasına alarak bu sektörü desteklemiş ve hiçbir zaman kendi insanlarının beslenmesini başka ülkelerin inisiyatifine bırakmamışlardır. Bundan dolayı, gelişmiş ülkelerin tamamının tarımı gelişmiştir. Ülkemizde ise yıllar içinde tarım alanlarında azalma ve ithalatta artış olması endişe vericidir. Madenlerin değerlendirilmesi için açılan bazı maden ocakları da (Örneğin Yatağan) tarım alanlarında yer almakta ve üretimin azalmasıyla birlikte hava kirliliğine neden olmakta, ekolojik dengeye zarar vermektedir. Bu nedenle maden ocakları açılmadan önce çevre etki değerlendirmesinin mutlaka ayrıntılı bir şekilde yapılması, yarar-zarar oranının değerlendirilmesi gereklidir.
Yatağan örneğinde gördüğümüz gibi, açılan kömür ocaklarından elde edilen düşük kaliteli linyit termik santralde enerji üretiminde kullanılmaktadır. Termik santrallerin çevre kirliliğine (Hava, su, toprak) katkısı tüm dünyaca bilinmekte ve artık yeni termik santraller kurulmasından vazgeçilmektedir. Birçok Avrupa ülkesi güneş ve rüzgar enerjisi gibi yenilenebilir, çevreyi kirletmeyen kaynakları kullanmaya ağırlık vermektedir. Ülkemizde ise yenilenebilir kaynakların enerji üretimindeki payı halen düşüktür. 2020 yılında ülkemizde elektrik üretiminin %35’i kömürlü termik santrallerden karşılanırken, sadece %202si güneş ve rüzgardan elde edilmiştir. Yapılan birçok çalışma ile insan sağlığına zararlarının da gösterilmesiyle, aslında ucuz gibi görünen kömürün sağlık maliyetleri de eklendiğinde bedelinin çok ağır olduğu açıktır. KOAH, astım, zatürre, akciğer kanseri gibi hastalıklar yanında, inme, kalp krizi gibi hastalıkların gelişmesinde hava kirliliğinin önemli rolü olduğu bilindiği halde hala yeni termik santrallerin açılmasının planlanması yanlıştır. Yenilenebilir, temiz enerji kaynaklarına acil olarak yönelmek çevre ve halk sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır.
Türk Toraks Derneği Çevre Sorunları ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu Adına,
Dr. Sebahat Genç