COVİD-19 salgını, tüberküloz hastalarına ulaşmayı zorlaştırmış ve tedavi hizmetlerini aksatmıştır. Dünya genelinde tüberküloz tanı ve tedavisinde %20 civarında düşüş meydana gelmiştir. Acil önlemlere ihtiyaç olduğu ortadadır.
Stop TB Ortaklığı ,18 Mart tarihinde Cenevre’de önemli bilgiler paylaşmıştır, buna göre dünyadaki toplam tüberküloz olgularının %60’ını Bangladeş, Hindistan, Endonezya, Myanmar, Pakistan, Filipinler, Güney Afrika, Tacikistan ve Ukrayna’daki tüberküloz hastaları oluşturmaktadır. 2020 yılında bu dokuz ülkede tüberküloz tanı ve tedavisinde ortalama %23 (%14 ile %41 arası) azalma gösterilmiştir. Bu durum dünyayı verem savaşında 12 yıl önceki tanı ve tedavi düzeyine geriletmiştir.
Hindistan ve Güney Afrika verileri dikkate alındığında , tüberküloz ile birlikte COVİD-19 ‘a yakalanan hastaların 3 kat daha fazla öldükleri görülmüştür. Bu nedenle, yeni olgu ve temaslı muayenesinde hem tüberküloz hem de COVİD-19 testlerinin birlikte yapılması önemli gözükmektedir.
COVİD -19 hastalığı için bir yılda yılda çeşitli aşılar bulunmasına karşın , tüberkülozun yüz yıl önce bulunan tek aşısı vardır ve bu aşı da erişkinlerde yeterince etkili değildir. Tedavi konusunda uzun süredir yeni gelişme olmamış olup, ilaçlara direnç giderek artmaktadır.
COVİD-19’a yönelik 3 ay kapanma ve 10 ay toparlanma süresi içeren önlemlerin uygulandığını varsayan bir modelleme çalışmasına göre ,bu senaryo uygulandığı takdirde, tüberküloz hastalarının sağlık hizmetlerine erişimi, tanı ve tedavisi aksayacağından, önümüzdeki 5 yılda ek 6,3 milyon yeni tüberküloz olgusu olabileceği ve tüberküloz nedeniyle 1,4 milyon ek ölüm gerçekleşebileceği belirtilmiştir.
Özetle, Stop TB Ortaklığı, tüberküloz hastalarına ulaşma ve tedavi etmede küresel yatırım yapılmasını ve dünyanın gelecekte havayoluyla bulaşan yeni salgınlara da hazırlanmasını önermektedir.
TÜRKİYE’DE TÜBERKÜLOZUN DURUMU
Ülkemizde 1947 yılında, Dünya Tüberküloz Günü’nün belirlendiği tarihten tam 35 yıl önce Verem Eğitim ve Propaganda Haftası başlatılmıştır. Bu durum , Türkiye’de verem savaşında farkındalık yaratmak ve politik kararlılık sağlamakta önemli rol oynamıştır.
Türkiye’de başarılı bir verem savaş programı yürütülmektedir. Hastaların erken tanısı ve tedavisi, hasta temaslılarının muayenesi ve hastalanma riski taşıyanlara koruyucu tedavi verilmesi uygulamalarını kapsayan bir program sürdürülmektedir. Ülkemizde kayıtlı tüberküloz hasta sayısı 2005 yılında 20.535 iken, 2019 yılında 11.401 olarak tespit edilmiştir. Yıllar içinde nüfusun artmasına ve göç almamıza karşın hasta sayısı düşmüş, toplam olgu hızı yüz binde 29,8’den 13,7’ye gerilemiştir. Sağlık kurum ve kuruluşları birlikte bu mücadelede önemli görevler üstlenmişlerdir. Tüberküloz savaşında en önemli rolü ise, şüphesiz, tüberküloz konusunda deneyimli sağlık çalışanlarıyla, hastalara ücretsiz sağlık hizmet veren Verem Savaşı Dispanserleri oynamıştır.
COVİD -19 salgını, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de tüberküloz kontrolünü olumsuz yönde etkilemiştir. Verem Savaş Dispanserleri’nde yapılan muayene sayısı, korumaya alınan kişi sayısı, yapılan temaslı muayene sayısı ve bakteriyolojik inceleme sayıları yaklaşık %40 düzeyinde azalırken yeni kayıt edilen tüberkülozlu hasta sayısı %26 oranında azalmıştır. Ülkemizdeki 2020 yılı tüberküloz verileri henüz açıklanmadığı için, COVİD 19’un tüberküloz hastalığına etkisinin boyutlarını henüz tam olarak bilinmemektedir.
COVİD-19 salgını nedeniyle, hastalar sağlık kurumlarına ya geç başvurmakta ya da hiç başvurmamaktadırlar. Tüberküloz hastalarına yeterli zaman ayrılamıyor olması, tüberküloz ile ilgili sağlık personelinin filyasyon için görevlendirilmesi, tüberküloz laboratuvar işlemlerinin sayısındaki düşüş, hastaların yeterince takip edilememesi önemli sorunların başında gelmektedir.
Dünyada olduğu gibi ülkemizde de tüberkülozun COVİD 19 salgını ile nasıl bir seyir izleyeceği konusunda bilimsel çalışmalara ihtiyaç vardır. Pandemi döneminde tüberküloz tanı ve tedavisinde gerilememek için tecrübeli ve eğitimli sağlık personelin tüberküloz kontrolünde çalışmaya devam etmesi büyük önem taşımaktadır. Salgının bu dönemdeki olumsuz etkilerini düzeltmek için yoğun bir çaba harcamak gereğine ek olarak insanlık, gelecekte yaşanacak yeni salgınlara da şimdiden hazırlıklı olmalıdır.
Sevgi ve saygılarımızla.
Türk Toraks Derneği Merkez Yönetim Kurulu